baskın (öykü)

kapıyı yumrukladıklarında girdim içeri senin gözlerinde bulutlar geçerken düşünü görüyordum düşümde iki çıplak gövdenin uçurumundan lav fışkırıyor ve yarılan yerlere urgan sarkıtılıyor tavandan urgan sarkmadan önce ve sehpa öte yana düşmeden az ötede onun gözleri güneşliydi daha ve cadde ıslak değildi ve irili ufaklı aynalar güneşi caddeye serpmemişken hâlâ kapının yanında duran adamın içinde oturdum haki arabanın kapıları aynı anda çarpıldı ağır çizmeler hızla tırmandı merdiveni kapının arkasında Okumaya devam et “baskın (öykü)”